Demokratlık Mayanızda Yok!

Bu yazı
kimseye yanıt değil.
Ama şu da bir gerçek ki,
anlattıkların karşıdakinin algılayabildiği kadar
anlaşılıyor.
Son günlerde
Kışladağ Altın Madeni işçileri
ve arazilerinde altın çıkan
köylülerle yaptığımız habere ilişkin olarak,
haberin başında da belirttiğimiz gibi,
bazı arkadaşlar
“elinizde bir belge varsa yayınlamaya hazırız” dememize karşın,
fikirsiz ve sloganlarla yaşayan
bir grup tarafından,
seviyesiz ve belden aşağı suçlamalar ortaya çıkınca,
sevenlerimize bazı şeyleri bir kez daha anlatma gereği
duydum.

Sevgili Dostlar;
1-Her türlü fikir özgürlüğüne ve eleştiriye açığım. Ve bütün yaşamım boyunca beynimi ne ideolojilerin ne dogmaların emrine verdim. Çünkü bu, kolay bir iştir. Düşünmezsin, yorulmazsın. Senin yerine düşünen ve yorulanlara itaat edersin.
2-Sağ ve sol kavramlarının birbirine karıştığı bir ülkede aynı olaylar ya da haberler için kendilerine bu sıfatları yakıştıranlar tarafından saldırıya uğrayabilirsin. Ben bunu bilerek yola çıktım. Yoksulluğa övgü yağdıran solcular, “yeraltı zenginliklerimiz toprak altında kalsın, dışa bağımlı olsun” dediklerinde, hiç şaşırmadım. Şunun bilinmesini isterim ki, benim artık sağcı ya da solcu olmak gibi bir lüksüm yok. İdeolojilerden hiç ekmek yemedim. Hep doğrucu olmaya çalıştım ve başardığımı da sanıyorum.
3-Siyanürlü altın meselesine gelince, bu ülkenin, hatta dünyanın daha yaşanabilir olması adına gerek doğa, gerek çevre, gerekse eğitim konusunda yaptıklarım ortadadır. İnancım şudur ki, dünyada altın potansiyel rezervleri açısından ikinci sırada bulunan topraklar üzerinde yaşamaktayız. Toprağında altın bulunup bunu çıkarmayan tek ülke de son yıllara kadar sadece bizdik. Buna karşın, dünyada en çok altın alan iki ülke, biri Hindistan, diğeri Türkiye’dir. Peki “Türkiye’ye altın satan ve elinde bulunduran ülke hangisidir derseniz” yanıtı “Almanya’dır.” Ve ülkemizin altına ödediği para sadece geçen yıl 6,5 milyar dolar. Bu para doğal gaza ödediğimiz parayla aynıdır. Türkiye’de tespit edilen rezerv 700 tondur. Eğer bu üretilirse, Avrupa’nın en büyük altın üreticisi olma durumumuz var. Siyanüre gelince, Türkiye’ye giren 300 bin ton siyanürden madencilikte kullanılanı sadece 3 bin tondur. Yani yüzde 1′i. 297 bin tonunu unutup, madencilikte kullanılan 3 bin tonun peşine düşmek bana çok mantıklı gelmemekte. Bu 297 bin tonun nerelerde kullanıldığını da söylemek isterim. Çoğunluğu plastik üretiminde olmak üzere, galvanizleme, tekstil, boya, ilaç ve kuyumculuk sektöründe tüketilmektedir. Bunların atıklarının nereye gittiği konusunda ise herkesçe malumdur.
4-Meslek hayatım boyunca hep insanlarımızın refah içinde yaşamasını, bu yüzden de üretimi desteklemeyi görev bildim. Çünkü yoksulluğun ve açlığın ideolojisi olmaz. Bu yüzden gerek Bergama’da, gerek Kışladağ’da işin esas sahiplerine sordum. Her ikisinde de yanıt, aynı geliyor: “Altın bizim topraklarımızda çıktı ve biz bu madenlerde çalışıyoruz. Daha insanca yaşama kavuştuk. Kaliteli yaşamak bizim de hakkımız.”
5-Ben konuşmayıp sadece saldıran arkadaşlarım gibi, belden aşağı (delil ve belgelerle konuşmak yerine, onlar gibi ‘şunlarla akçalı ilişkileriniz var, bunlarla bu bağlantılarınız var demeyeceğim) vurup onları suçlamayacağım. Çünkü onların da kendilerince sebepleri olduğunu, haklı olup olmadıklarına inanmanın da, benim hakkım olduğuna inanıyorum. Ancak kendilerine “solcu” diyen bu arkadaşlara bir tek sözüm var: “Biz hep, düşünce özgürlüğü için yola çıktık. Ben kendi adıma, bu saygıyı hep duydum. Hepimiz, aynı konuda aynı düşünmek zorunda değiliz” bu gerçekler bilinsin istedim.

Altın madenciliği konusunda taraf olan herkesle konuşacağımı, ancak bazılarının sadece saldırdığını bu yüzden elinde belge olan varsa getirmelerini söylemiştim. Bunun üzerine bir grup NTV İzmir Bürosu’na gitmiş( görüşme talebi NTV ya da Bam Teli’nden değil kendilerinden gelmiştir) , cevap hakkı istemiş ancak yapılan haberde cevap hakkını doğuracak herhangi bir olgunun bulunmadığını, kişilerin hedef alınmadığını, üstüne alınanlarınsa bizim sorunumuz olmadığını temsilcimiz Merih Ak kanalıyla kendilerine duyurmuştuk. Ama yine de, İzmir’e gidip EGEÇEP yöneticileri ile bu seviyesiz saldırılarının nedenini ve madene ilişkin görüşlerini almaya gidecektik ki, bilimsellikten uzak, çirkin, küfre varan ve manevi şahsiyetime yönelik saldırılar devam edince, bu saldırıları yapanlarla değil konuşmak aynı karede görünmenin bile bu ülkenin aklı başında insanları tarafından yadırganacağını düşündüğümden vazgeçtim.
Not: Maden açılışında elimde külçe altınla çektirdiğim fotoğrafı yaydığınız için teşekkür ederim. Daha fazla isterseniz bende de fotoğraflar var. Türkiye’nin yer altı zenginliklerinin yer üstüne çıktığı gün, orada olmak ve bu toprakların insanından doğasına tüm zenginliklerini kucaklamaktan hep onur duydum.
Ben 1995′ten beri duruşumu bozmadım, Bergama’da da altının çıkmasından taraftım, Uşak’ta da.