
Bugün “Sevgililer Günü.”
Yani; sistemin “tüketimi körüklemek için ama, içinde “Sevgi” geçtiği için, yine de güzel. Bu tür günleriri,”en akıllıca” olanı…
Öyle ya…Herkes anne ya da baba değildir. Ama, herkesin ya “var olan”, ya da
” potansiyel” bir sevgilisi vardır. Ya da o sevgili, “eş”tir ve hala “sevgililer günü” esastır onun için. O zaman, neredeyse on bir ile seksen yaş arasındaki herkes bugün kapsamındadır.” Böyle günler, öyle masum ve mütevazi kutlansa mesele yok. Ama son yıllarda bu iş, “abartılmıştır.” “Anneler Günü”ne alıştık. “Babalar Günü”ne de. Çünkü, yoğun yaşam mücadelesi içinde belki bir hatırlatmadır” bu günler. Ama şunu bilin ki, sadece “bugün” hatırlandıysanız değil sevgili, -hatta nikahsız bile olsanız- çoktan “eş” olmuşsunuz demektir.Bence bu tür “hediye günleri” sevgilere zorlayıcılık getiriyor. Duyguların ise bedeli olmamalı. Hele bu bedel, indirim kuponlarıyla iyice basite indirgenmemeli. Sevgiye, sevgiliye uygun olmayan “bir yığın eşya” ve onun satıcıları, alıcı bekliyor. Bu günü hatırlayan, “iyi eş, iyi sevgili,” hatırlamayan ya da benimsemeyen ise “kötü sevgili, kötü eş.” Yani, duygulara “gölge düşmesi.” 15 Şubat’ta tanıştıysanız sevgiliyle, şanslısınız. Daha üç yüz altmış dört gününüz var. O güne kadar, gün ola harman ola. Ama evlilerin işi zor bugün: Tanışma, söz, nişan, nikah, evlilik, yılbaşı, bayramlar, terfiler, “özel günler” ve bir de “sevgililer günü.” Bu kadar “kalkınmış”lık(!)yeter.
Şımaracağız!