
“Siz” demek değil
çocuklarınız.
İstediğiniz gibi
olamazlar.
Çağın gerektirdiği gibi
yaşayacaklar…
Varsa bir yanlış,
sizin kuramadığınız
“yarınlarınız” yüzündendir.
“Bizim zamanımızda…” ya da
“Bizim çocukluğumuzda…”
diye başlıyorsa serzenişleriniz,
aranızdaki mesafeyi
büyütüyorsunuz demektir.
O zaman
oturup düşünmeli;
zamanda mı hata,
sizde mi?
“Biz yaşayamadık,
çocuklarımız yaşasın” düşüncesiyle yaptığınız,
“ fedakarlık” diye düşündüğünüz
her şey,
satın aldığınız her eşya
“vazgeçilmezliğinin farkına varan çocuklar”
yaratmadı mı?
Başkalarında görüp onayladığınız
her davranışı,
şimdi söz konusu “çocuğunuz” olunca
kabullenmediniz mi?
Sizin doğrularınız için
artık çok geç!
Bir başka boyutu
bu sınavın,
“bizim gibi yetişmeli” deyip
toplumdan soyutlanan
çocuk sayısı
sizce ne kadar az?
Kimseye akıl vermiyorum.
Ne haddime…
Sadece kendi “babalığımı”
sorguluyorum.
“Onu anlama” konusunda
çok da başarısız sayılmam ama
“anlayamadıklarımı kabullenmekten” başka çarem
kalmadığının farkındayım.
Çocuklar,
anne babanın karnesiymiş…
Geçer not verir misiniz
kendinize?
Bu yazıyı okuyunca
bir sorun!
Bana soracak olsanız,
on üzerinden altı alırım herhalde.
O da , kurul kararıyla.
Ya siz?
Futbol ve dizi cumhuriyetinde
çocuk yetiştirmek zor…
Ama mazeret sayılmıyor.
Bu yanlışlar da
bizim eserimiz…