
Bizim bildiklerimizden değilse de, Bir çınar var başında, Moskova Kızlar manastırı’nda…Garip de değil yalnızlığında, Adı gibi dimdik bir taş. Anadolu’da olmasa da kabartısız, mütevazi, bir parça toprak;güller koymuş sevenleri üzerine,
Hem de solmayanlardan. Öylece bekliyor Nazım, bekliyor usta. Sıkılmıyor da konaklığında…Çağına yakışanlar çoğunlukta bu mezarlıkta. Hani vasiyeti olmasa,
” Bırakın” diyeceğim geliyor,”Kalsın burada”… Rahatsız olmasın bizim oralarda.
Hem memleket, hem yıldızlar, hem de gençlik bu kadar uzak olmaz ki…
Bilmem nasıl anlatırız, o çok sevdiği Anadolu’da mezarlıkların siyasi parselizasyona kurban gittiğini…Çınar ağaçlarının sevgisiz yeşerdiğini, Ve hala… “Dört nala gelip uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” Bu memleketi, bizim yönetmediğimizi… Ama onun da bildiği var. Biliyor artık Moskova’da aşkların parasız yaşanmadığını, Eskiye dair ne varsa, sanat dahil, dolarla satıldığını…
Bu yüzden, belki hiç bu kadar yakın olmak istemedi toprağına. Çınarı var, Anadolu’da olmasa da. Taşı büyük eksik değil sevenlerin gülleri Kızınca, kimse gelip kırmayacak mezar taşını. Herşeye rağmen “kalsın” diyeceğim geliyor. Ama söylemiş bir kere: “İlle de Anadolu’da bir mezar, Hem de çınar altında”…