
Biz daha küçücükken,
” Büyükler en iyisini bilir”
” Annem bilir”
” Ablam dedi ki”
” Babam öyle diyo”
…….
Yani, “Büyüklerin sözü dinlenir”, dediler. Biz de dinledik. Fena da olmadı hani.
Dinleyenler uslu çocuk oldu. Dinlemeyenler “tukaka”. Biraz büyüdük.
Öğretmenin sözünü dinledik. O da iyi oldu. Dinleyenlerle dinlemeyenlerin bir olmayacağını bol bol gördük. Okullar mokullar bitti. iş bulundu, girildi. Amirin, patronun sözünü dinledik. “Yap” ya da “yapma” düsturumuzdu, yerine
getirdik. İyi de oldu doğrusu. Dinleyenler yükseldi, dinlemeyenler yeni imkan
arayışlarına koyuldu. Sıra evlenip yuva kurmaya geldi. “Söz dinleyip” büyüklerin önerdiği, çevrenin onayladığı, ya da kafamıza göre kurduk yuvayı. Dişi kuş bir çalımla topu aldı. Hala o alış. Top onda…Her golü yedik (ya da öyle biliyorlar!)
Burada bazı kalelerde de tam tersi olduğunu da belirtmek zorundayım. Okuyucularım hangi kategoriye giriyor, onu bilemem. Biraz şaka yollu oldu belki ama hiç yaşamadığınızın, hep birilerinin hegemonyası altında olduğunuzun
farkında mısınız? Peki siz buna yaşamak rnı diyorsunuz? Hayatta mısınız?
Geldiyseniz üç kere vurun! Ama hızlı olsun. Ses getirsin. Mesela, birincide “yeter”, ikincide “bu benim hayatım”, üçüncüde, “Ben özgürüm!”