Yollar unutturur… 01.14.2001

Yalnız kalınca yollarda, yine yollardır arkadaşınız. Geride bıraktıklarınız da “yollar”
gibidir. Mutlaka dönüşü olan… Hüznünüzse “mevsimine göre değişir.”

Baharda çiçeklenir; kışsa eğer yolculuğunuz, hüzün de “size boyanır.”
Yağmur, aylardır içinizde biriken gözyaşlarınızdır. Yüreğinizden gökyüzüne
buharlaşıp, sileceklerle boğuşması bir anlıktır artık. Tekerlek sesine beş dakikada
alışılır; motoru duymazsınız. Bu tevekkül, ayrılıkların o an için dönüşü olmayışındandır. O yolculuk “kaderinizdir artık” ve getireceklerine “boyun eğilmiştir”
beş dakikada. Tarihler, o “en unuttuğunuz günler” bir bir akla gelir. Şarkılar, peş peşe dinlenir radyodan. Her şarkı başka bir anıyı dolar müziğin nağmelerine.

” Pişmanlıklara” gelmiştir sıra. Yakın yolların yanlarına serpiştirilen küçük, tozlu yollar gibi yaklaşır ve birden alıp başını gider pişmanlıklar. Sonra şarkı değişir.

Çocukluğunuz, yüzler, sesler… “Yollarda gün böyle geçer.” Güneş doğmaktan, gece kararmaktan, yağmur yağmaktan “yorulur” ve bu doğa yorgunluğunu
aynen “bedeninizde hissedersiniz.” “Yollar hatırlatır.” “Yollar unutturur.”
” Yolculuk iyidir.”